QuRan 56 الواقعة
Al-Waqi'ah Vâkıa meccan total:96
- إِذَا وَقَعَتِ ٱلۡوَاقِعَةُ
Itha waqaAAati alwaqiAAatu
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır - لَيۡسَ لِوَقۡعَتِهَا كَاذِبَةٌ
Laysa liwaqAAatiha kathibatun
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır - خَافِضَةٞ رَّافِعَةٌ
Khafidatun rafiAAatun
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır - إِذَا رُجَّتِ ٱلۡأَرۡضُ رَجّٗا
Itha rujjati alardu rajjan
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz - وَبُسَّتِ ٱلۡجِبَالُ بَسّٗا
Wabussati aljibalu bassan
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz - فَكَانَتۡ هَبَآءٗ مُّنۢبَثّٗا
Fakanat habaan munbaththan
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz - وَكُنتُمۡ أَزۡوَٰجٗا ثَلَٰثَةٗ
Wakuntum azwajan thalathatan
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz - فَأَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ
Faashabu almaymanati ma ashabu almaymanati
İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara - وَأَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ
Waashabu almashamati ma ashabu almashamati
Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara - وَٱلسَّـٰبِقُونَ ٱلسَّـٰبِقُونَ
Waalssabiqoona alssabiqoona
İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır - أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلۡمُقَرَّبُونَ
Olaika almuqarraboona
Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır - فِي جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ
Fee jannati alnnaAAeemi
Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır - ثُلَّةٞ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ
Thullatun mina alawwaleena
Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir - وَقَلِيلٞ مِّنَ ٱلۡأٓخِرِينَ
Waqaleelun mina alakhireena
Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir - عَلَىٰ سُرُرٖ مَّوۡضُونَةٖ
AAala sururin mawdoonatin
Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar - مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيۡهَا مُتَقَٰبِلِينَ
Muttakieena AAalayha mutaqabileena
Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar - يَطُوفُ عَلَيۡهِمۡ وِلۡدَٰنٞ مُّخَلَّدُونَ
Yatoofu AAalayhim wildanun mukhalladoona
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar - بِأَكۡوَابٖ وَأَبَارِيقَ وَكَأۡسٖ مِّن مَّعِينٖ
Biakwabin waabareeqa wakasin min maAAeenin
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar - لَّا يُصَدَّعُونَ عَنۡهَا وَلَا يُنزِفُونَ
La yusaddaAAoona AAanha wala yunzifoona
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar - وَفَٰكِهَةٖ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ
Wafakihatin mimma yatakhayyaroona
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar - وَلَحۡمِ طَيۡرٖ مِّمَّا يَشۡتَهُونَ
Walahmi tayrin mimma yashtahoona
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar - وَحُورٌ عِينٞ
Wahoorun AAeenun
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar - كَأَمۡثَٰلِ ٱللُّؤۡلُوِٕ ٱلۡمَكۡنُونِ
Kaamthali allului almaknooni
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar - جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
Jazaan bima kanoo yaAAmaloona
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar - لَا يَسۡمَعُونَ فِيهَا لَغۡوٗا وَلَا تَأۡثِيمًا
La yasmaAAoona feeha laghwan wala tatheeman
Sadece selama karşılık selam sözü işitirler - إِلَّا قِيلٗا سَلَٰمٗا سَلَٰمٗا
Illa qeelan salaman salaman
Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara - وَأَصۡحَٰبُ ٱلۡيَمِينِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡيَمِينِ
Waashabu alyameeni ma ashabu alyameeni
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler - فِي سِدۡرٖ مَّخۡضُودٖ
Fee sidrin makhdoodin
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler - وَطَلۡحٖ مَّنضُودٖ
Watalhin mandoodin
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler - وَظِلّٖ مَّمۡدُودٖ
Wathillin mamdoodin
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler - وَمَآءٖ مَّسۡكُوبٖ
Wamain maskoobin
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler - وَفَٰكِهَةٖ كَثِيرَةٖ
Wafakihatin katheeratin
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler - لَّا مَقۡطُوعَةٖ وَلَا مَمۡنُوعَةٖ
La maqtooAAatin wala mamnooAAatin
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler - وَفُرُشٖ مَّرۡفُوعَةٍ
Wafurushin marfooAAatin
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler - إِنَّآ أَنشَأۡنَٰهُنَّ إِنشَآءٗ
Inna anshanahunna inshaan
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır - فَجَعَلۡنَٰهُنَّ أَبۡكَارًا
FajaAAalnahunna abkaran
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır - عُرُبًا أَتۡرَابٗا
AAuruban atraban
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır - لِّأَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ
Liashabi alyameeni
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır - ثُلَّةٞ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ
Thullatun mina alawwaleena
Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir - وَثُلَّةٞ مِّنَ ٱلۡأٓخِرِينَ
Wathullatun mina alakhireena
Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir - وَأَصۡحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلشِّمَالِ
Waashabu alshshimali ma ashabu alshshimali
Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara - فِي سَمُومٖ وَحَمِيمٖ
Fee samoomin wahameemin
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar - وَظِلّٖ مِّن يَحۡمُومٖ
Wathillin min yahmoomin
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar - لَّا بَارِدٖ وَلَا كَرِيمٍ
La baridin wala kareemin
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar - إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَبۡلَ ذَٰلِكَ مُتۡرَفِينَ
Innahum kanoo qabla thalika mutrafeena
Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı - وَكَانُواْ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلۡحِنثِ ٱلۡعَظِيمِ
Wakanoo yusirroona AAala alhinthi alAAatheemi
Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı - وَكَانُواْ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابٗا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ
Wakanoo yaqooloona aitha mitna wakunna turaban waAAithaman ainna lamabAAoothoona
Şöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz - أَوَءَابَآؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ
Awa abaona alawwaloona
Önce gelip geçmiş babalarımız da mı - قُلۡ إِنَّ ٱلۡأَوَّلِينَ وَٱلۡأٓخِرِينَ
Qul inna alawwaleena waalakhireena
De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır - لَمَجۡمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوۡمٖ مَّعۡلُومٖ
LamajmooAAoona ila meeqati yawmin maAAloomin
De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır - ثُمَّ إِنَّكُمۡ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلۡمُكَذِّبُونَ
Thumma innakum ayyuha alddalloona almukaththiboona
Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar - لَأٓكِلُونَ مِن شَجَرٖ مِّن زَقُّومٖ
Laakiloona min shajarin min zaqqoomin
Doğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz - فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ
Famalioona minha albutoona
Karınlarınızı onunla dolduracaksınız - فَشَٰرِبُونَ عَلَيۡهِ مِنَ ٱلۡحَمِيمِ
Fashariboona AAalayhi mina alhameemi
Onun üzerine kaynar su içeceksiniz - فَشَٰرِبُونَ شُرۡبَ ٱلۡهِيمِ
Fashariboona shurba alheemi
Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz - هَٰذَا نُزُلُهُمۡ يَوۡمَ ٱلدِّينِ
Hatha nuzuluhum yawma alddeeni
İşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur - نَحۡنُ خَلَقۡنَٰكُمۡ فَلَوۡلَا تُصَدِّقُونَ
Nahnu khalaqnakum falawla tusaddiqoona
Sizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz - أَفَرَءَيۡتُم مَّا تُمۡنُونَ
Afaraaytum ma tumnoona
Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız - ءَأَنتُمۡ تَخۡلُقُونَهُۥٓ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡخَٰلِقُونَ
Aantum takhluqoonahu am nahnu alkhaliqoona
Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız - نَحۡنُ قَدَّرۡنَا بَيۡنَكُمُ ٱلۡمَوۡتَ وَمَا نَحۡنُ بِمَسۡبُوقِينَ
Nahnu qaddarna baynakumu almawta wama nahnu bimasbooqeena
Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez - عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمۡثَٰلَكُمۡ وَنُنشِئَكُمۡ فِي مَا لَا تَعۡلَمُونَ
AAala an nubaddila amthalakum wanunshiakum fee ma la taAAlamoona
Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez - وَلَقَدۡ عَلِمۡتُمُ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُولَىٰ فَلَوۡلَا تَذَكَّرُونَ
Walaqad AAalimtumu alnnashata aloola falawla tathakkaroona
And olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz - أَفَرَءَيۡتُم مَّا تَحۡرُثُونَ
Afaraaytum ma tahruthoona
Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz - ءَأَنتُمۡ تَزۡرَعُونَهُۥٓ أَمۡ نَحۡنُ ٱلزَّـٰرِعُونَ
Aantum tazraAAoonahu am nahnu alzzariAAoona
Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz - لَوۡ نَشَآءُ لَجَعَلۡنَٰهُ حُطَٰمٗا فَظَلۡتُمۡ تَفَكَّهُونَ
Law nashao lajaAAalnahu hutaman fathaltum tafakkahoona
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık - إِنَّا لَمُغۡرَمُونَ
Inna lamughramoona
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık - بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ
Bal nahnu mahroomoona
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık - أَفَرَءَيۡتُمُ ٱلۡمَآءَ ٱلَّذِي تَشۡرَبُونَ
Afaraaytumu almaa allathee tashraboona
Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz - ءَأَنتُمۡ أَنزَلۡتُمُوهُ مِنَ ٱلۡمُزۡنِ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنزِلُونَ
Aantum anzaltumoohu mina almuzni am nahnu almunziloona
Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz - لَوۡ نَشَآءُ جَعَلۡنَٰهُ أُجَاجٗا فَلَوۡلَا تَشۡكُرُونَ
Law nashao jaAAalnahu ojajan falawla tashkuroona
Dileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz - أَفَرَءَيۡتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِي تُورُونَ
Afaraaytumu alnnara allatee tooroona
Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz - ءَأَنتُمۡ أَنشَأۡتُمۡ شَجَرَتَهَآ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنشِـُٔونَ
Aantum anshatum shajarataha am nahnu almunshioona
Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz - نَحۡنُ جَعَلۡنَٰهَا تَذۡكِرَةٗ وَمَتَٰعٗا لِّلۡمُقۡوِينَ
Nahnu jaAAalnaha tathkiratan wamataAAan lilmuqweena
Biz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık - فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ
Fasabbih biismi rabbika alAAatheemi
Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et - ۞فَلَآ أُقۡسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ
Fala oqsimu bimawaqiAAi alnnujoomi
Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz - وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٞ لَّوۡ تَعۡلَمُونَ عَظِيمٌ
Wainnahu laqasamun law taAAlamoona AAatheemun
Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz - إِنَّهُۥ لَقُرۡءَانٞ كَرِيمٞ
Innahu laquranun kareemun
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir - فِي كِتَٰبٖ مَّكۡنُونٖ
Fee kitabin maknoonin
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir - لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلۡمُطَهَّرُونَ
La yamassuhu illa almutahharoona
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir - تَنزِيلٞ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
Tanzeelun min rabbi alAAalameena
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir - أَفَبِهَٰذَا ٱلۡحَدِيثِ أَنتُم مُّدۡهِنُونَ
Afabihatha alhadeethi antum mudhinoona
Siz bu sözü mü hor görüyorsunuz - وَتَجۡعَلُونَ رِزۡقَكُمۡ أَنَّكُمۡ تُكَذِّبُونَ
WatajAAaloona rizqakum annakum tukaththiboona
Rızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz - فَلَوۡلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلۡحُلۡقُومَ
Falawla itha balaghati alhulqooma
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz - وَأَنتُمۡ حِينَئِذٖ تَنظُرُونَ
Waantum heenaithin tanthuroona
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz - وَنَحۡنُ أَقۡرَبُ إِلَيۡهِ مِنكُمۡ وَلَٰكِن لَّا تُبۡصِرُونَ
Wanahnu aqrabu ilayhi minkum walakin la tubsiroona
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz - فَلَوۡلَآ إِن كُنتُمۡ غَيۡرَ مَدِينِينَ
Falawla in kuntum ghayra madeeneena
Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize - تَرۡجِعُونَهَآ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
TarjiAAoonaha in kuntum sadiqeena
Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize - فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ
Faamma in kana mina almuqarrabeena
Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur - فَرَوۡحٞ وَرَيۡحَانٞ وَجَنَّتُ نَعِيمٖ
Farawhun warayhanun wajannatu naAAeemin
Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur - وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ
Waamma in kana min ashabi alyameeni
Eğer defteri sağdan verilenlerden ise - فَسَلَٰمٞ لَّكَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ
Fasalamun laka min ashabi alyameeni
Ey sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir - وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ
Waamma in kana mina almukaththibeena alddalleena
Eğer, sapık yalancılardan ise - فَنُزُلٞ مِّنۡ حَمِيمٖ
Fanuzulun min hameemin
Ona kaynar sudan konukluk sunulur - وَتَصۡلِيَةُ جَحِيمٍ
Watasliyatu jaheemin
Cehenneme sokulur - إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلۡيَقِينِ
Inna hatha lahuwa haqqu alyaqeeni
Doğrusu kesin gerçek budur - فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ
Fasabbih biismi rabbika alAAatheemi
Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et