QuRan 56 الواقعة

Al-Waqi'ah Vâkıa meccan total:96

  1. إِذَا وَقَعَتِ ٱلۡوَاقِعَةُ
    Itha waqaAAati alwaqiAAatu
    Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır
  2. لَيۡسَ لِوَقۡعَتِهَا كَاذِبَةٌ
    Laysa liwaqAAatiha kathibatun
    Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır
  3. خَافِضَةٞ رَّافِعَةٌ
    Khafidatun rafiAAatun
    Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır
  4. إِذَا رُجَّتِ ٱلۡأَرۡضُ رَجّٗا
    Itha rujjati alardu rajjan
    Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
  5. وَبُسَّتِ ٱلۡجِبَالُ بَسّٗا
    Wabussati aljibalu bassan
    Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
  6. فَكَانَتۡ هَبَآءٗ مُّنۢبَثّٗا
    Fakanat habaan munbaththan
    Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
  7. وَكُنتُمۡ أَزۡوَٰجٗا ثَلَٰثَةٗ
    Wakuntum azwajan thalathatan
    Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
  8. فَأَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ
    Faashabu almaymanati ma ashabu almaymanati
    İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara
  9. وَأَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ
    Waashabu almashamati ma ashabu almashamati
    Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara
  10. وَٱلسَّـٰبِقُونَ ٱلسَّـٰبِقُونَ
    Waalssabiqoona alssabiqoona
    İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır
  11. أُوْلَـٰٓئِكَ ٱلۡمُقَرَّبُونَ
    Olaika almuqarraboona
    Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır
  12. فِي جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ
    Fee jannati alnnaAAeemi
    Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır
  13. ثُلَّةٞ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ
    Thullatun mina alawwaleena
    Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
  14. وَقَلِيلٞ مِّنَ ٱلۡأٓخِرِينَ
    Waqaleelun mina alakhireena
    Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
  15. عَلَىٰ سُرُرٖ مَّوۡضُونَةٖ
    AAala sururin mawdoonatin
    Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar
  16. مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيۡهَا مُتَقَٰبِلِينَ
    Muttakieena AAalayha mutaqabileena
    Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar
  17. يَطُوفُ عَلَيۡهِمۡ وِلۡدَٰنٞ مُّخَلَّدُونَ
    Yatoofu AAalayhim wildanun mukhalladoona
    Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
  18. بِأَكۡوَابٖ وَأَبَارِيقَ وَكَأۡسٖ مِّن مَّعِينٖ
    Biakwabin waabareeqa wakasin min maAAeenin
    Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
  19. لَّا يُصَدَّعُونَ عَنۡهَا وَلَا يُنزِفُونَ
    La yusaddaAAoona AAanha wala yunzifoona
    Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
  20. وَفَٰكِهَةٖ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ
    Wafakihatin mimma yatakhayyaroona
    Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
  21. وَلَحۡمِ طَيۡرٖ مِّمَّا يَشۡتَهُونَ
    Walahmi tayrin mimma yashtahoona
    Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
  22. وَحُورٌ عِينٞ
    Wahoorun AAeenun
    İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar
  23. كَأَمۡثَٰلِ ٱللُّؤۡلُوِٕ ٱلۡمَكۡنُونِ
    Kaamthali allului almaknooni
    İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar
  24. جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
    Jazaan bima kanoo yaAAmaloona
    İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar
  25. لَا يَسۡمَعُونَ فِيهَا لَغۡوٗا وَلَا تَأۡثِيمًا
    La yasmaAAoona feeha laghwan wala tatheeman
    Sadece selama karşılık selam sözü işitirler
  26. إِلَّا قِيلٗا سَلَٰمٗا سَلَٰمٗا
    Illa qeelan salaman salaman
    Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara
  27. وَأَصۡحَٰبُ ٱلۡيَمِينِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡيَمِينِ
    Waashabu alyameeni ma ashabu alyameeni
    Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
  28. فِي سِدۡرٖ مَّخۡضُودٖ
    Fee sidrin makhdoodin
    Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
  29. وَطَلۡحٖ مَّنضُودٖ
    Watalhin mandoodin
    Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
  30. وَظِلّٖ مَّمۡدُودٖ
    Wathillin mamdoodin
    Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
  31. وَمَآءٖ مَّسۡكُوبٖ
    Wamain maskoobin
    Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
  32. وَفَٰكِهَةٖ كَثِيرَةٖ
    Wafakihatin katheeratin
    Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
  33. لَّا مَقۡطُوعَةٖ وَلَا مَمۡنُوعَةٖ
    La maqtooAAatin wala mamnooAAatin
    Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
  34. وَفُرُشٖ مَّرۡفُوعَةٍ
    Wafurushin marfooAAatin
    Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
  35. إِنَّآ أَنشَأۡنَٰهُنَّ إِنشَآءٗ
    Inna anshanahunna inshaan
    Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
  36. فَجَعَلۡنَٰهُنَّ أَبۡكَارًا
    FajaAAalnahunna abkaran
    Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
  37. عُرُبًا أَتۡرَابٗا
    AAuruban atraban
    Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
  38. لِّأَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ
    Liashabi alyameeni
    Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
  39. ثُلَّةٞ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ
    Thullatun mina alawwaleena
    Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
  40. وَثُلَّةٞ مِّنَ ٱلۡأٓخِرِينَ
    Wathullatun mina alakhireena
    Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
  41. وَأَصۡحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلشِّمَالِ
    Waashabu alshshimali ma ashabu alshshimali
    Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara
  42. فِي سَمُومٖ وَحَمِيمٖ
    Fee samoomin wahameemin
    İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar
  43. وَظِلّٖ مِّن يَحۡمُومٖ
    Wathillin min yahmoomin
    İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar
  44. لَّا بَارِدٖ وَلَا كَرِيمٍ
    La baridin wala kareemin
    İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar
  45. إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَبۡلَ ذَٰلِكَ مُتۡرَفِينَ
    Innahum kanoo qabla thalika mutrafeena
    Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı
  46. وَكَانُواْ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلۡحِنثِ ٱلۡعَظِيمِ
    Wakanoo yusirroona AAala alhinthi alAAatheemi
    Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı
  47. وَكَانُواْ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابٗا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ
    Wakanoo yaqooloona aitha mitna wakunna turaban waAAithaman ainna lamabAAoothoona
    Şöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz
  48. أَوَءَابَآؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ
    Awa abaona alawwaloona
    Önce gelip geçmiş babalarımız da mı
  49. قُلۡ إِنَّ ٱلۡأَوَّلِينَ وَٱلۡأٓخِرِينَ
    Qul inna alawwaleena waalakhireena
    De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır
  50. لَمَجۡمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوۡمٖ مَّعۡلُومٖ
    LamajmooAAoona ila meeqati yawmin maAAloomin
    De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır
  51. ثُمَّ إِنَّكُمۡ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلۡمُكَذِّبُونَ
    Thumma innakum ayyuha alddalloona almukaththiboona
    Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar
  52. لَأٓكِلُونَ مِن شَجَرٖ مِّن زَقُّومٖ
    Laakiloona min shajarin min zaqqoomin
    Doğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz
  53. فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ
    Famalioona minha albutoona
    Karınlarınızı onunla dolduracaksınız
  54. فَشَٰرِبُونَ عَلَيۡهِ مِنَ ٱلۡحَمِيمِ
    Fashariboona AAalayhi mina alhameemi
    Onun üzerine kaynar su içeceksiniz
  55. فَشَٰرِبُونَ شُرۡبَ ٱلۡهِيمِ
    Fashariboona shurba alheemi
    Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz
  56. هَٰذَا نُزُلُهُمۡ يَوۡمَ ٱلدِّينِ
    Hatha nuzuluhum yawma alddeeni
    İşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur
  57. نَحۡنُ خَلَقۡنَٰكُمۡ فَلَوۡلَا تُصَدِّقُونَ
    Nahnu khalaqnakum falawla tusaddiqoona
    Sizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz
  58. أَفَرَءَيۡتُم مَّا تُمۡنُونَ
    Afaraaytum ma tumnoona
    Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız
  59. ءَأَنتُمۡ تَخۡلُقُونَهُۥٓ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡخَٰلِقُونَ
    Aantum takhluqoonahu am nahnu alkhaliqoona
    Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız
  60. نَحۡنُ قَدَّرۡنَا بَيۡنَكُمُ ٱلۡمَوۡتَ وَمَا نَحۡنُ بِمَسۡبُوقِينَ
    Nahnu qaddarna baynakumu almawta wama nahnu bimasbooqeena
    Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez
  61. عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمۡثَٰلَكُمۡ وَنُنشِئَكُمۡ فِي مَا لَا تَعۡلَمُونَ
    AAala an nubaddila amthalakum wanunshiakum fee ma la taAAlamoona
    Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez
  62. وَلَقَدۡ عَلِمۡتُمُ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُولَىٰ فَلَوۡلَا تَذَكَّرُونَ
    Walaqad AAalimtumu alnnashata aloola falawla tathakkaroona
    And olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz
  63. أَفَرَءَيۡتُم مَّا تَحۡرُثُونَ
    Afaraaytum ma tahruthoona
    Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz
  64. ءَأَنتُمۡ تَزۡرَعُونَهُۥٓ أَمۡ نَحۡنُ ٱلزَّـٰرِعُونَ
    Aantum tazraAAoonahu am nahnu alzzariAAoona
    Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz
  65. لَوۡ نَشَآءُ لَجَعَلۡنَٰهُ حُطَٰمٗا فَظَلۡتُمۡ تَفَكَّهُونَ
    Law nashao lajaAAalnahu hutaman fathaltum tafakkahoona
    Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık
  66. إِنَّا لَمُغۡرَمُونَ
    Inna lamughramoona
    Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık
  67. بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ
    Bal nahnu mahroomoona
    Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık
  68. أَفَرَءَيۡتُمُ ٱلۡمَآءَ ٱلَّذِي تَشۡرَبُونَ
    Afaraaytumu almaa allathee tashraboona
    Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz
  69. ءَأَنتُمۡ أَنزَلۡتُمُوهُ مِنَ ٱلۡمُزۡنِ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنزِلُونَ
    Aantum anzaltumoohu mina almuzni am nahnu almunziloona
    Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz
  70. لَوۡ نَشَآءُ جَعَلۡنَٰهُ أُجَاجٗا فَلَوۡلَا تَشۡكُرُونَ
    Law nashao jaAAalnahu ojajan falawla tashkuroona
    Dileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz
  71. أَفَرَءَيۡتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِي تُورُونَ
    Afaraaytumu alnnara allatee tooroona
    Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz
  72. ءَأَنتُمۡ أَنشَأۡتُمۡ شَجَرَتَهَآ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنشِـُٔونَ
    Aantum anshatum shajarataha am nahnu almunshioona
    Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz
  73. نَحۡنُ جَعَلۡنَٰهَا تَذۡكِرَةٗ وَمَتَٰعٗا لِّلۡمُقۡوِينَ
    Nahnu jaAAalnaha tathkiratan wamataAAan lilmuqweena
    Biz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık
  74. فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ
    Fasabbih biismi rabbika alAAatheemi
    Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et
  75. ۞فَلَآ أُقۡسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ
    Fala oqsimu bimawaqiAAi alnnujoomi
    Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz
  76. وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٞ لَّوۡ تَعۡلَمُونَ عَظِيمٌ
    Wainnahu laqasamun law taAAlamoona AAatheemun
    Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz
  77. إِنَّهُۥ لَقُرۡءَانٞ كَرِيمٞ
    Innahu laquranun kareemun
    Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
  78. فِي كِتَٰبٖ مَّكۡنُونٖ
    Fee kitabin maknoonin
    Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
  79. لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلۡمُطَهَّرُونَ
    La yamassuhu illa almutahharoona
    Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
  80. تَنزِيلٞ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
    Tanzeelun min rabbi alAAalameena
    Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
  81. أَفَبِهَٰذَا ٱلۡحَدِيثِ أَنتُم مُّدۡهِنُونَ
    Afabihatha alhadeethi antum mudhinoona
    Siz bu sözü mü hor görüyorsunuz
  82. وَتَجۡعَلُونَ رِزۡقَكُمۡ أَنَّكُمۡ تُكَذِّبُونَ
    WatajAAaloona rizqakum annakum tukaththiboona
    Rızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz
  83. فَلَوۡلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلۡحُلۡقُومَ
    Falawla itha balaghati alhulqooma
    Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz
  84. وَأَنتُمۡ حِينَئِذٖ تَنظُرُونَ
    Waantum heenaithin tanthuroona
    Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz
  85. وَنَحۡنُ أَقۡرَبُ إِلَيۡهِ مِنكُمۡ وَلَٰكِن لَّا تُبۡصِرُونَ
    Wanahnu aqrabu ilayhi minkum walakin la tubsiroona
    Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz
  86. فَلَوۡلَآ إِن كُنتُمۡ غَيۡرَ مَدِينِينَ
    Falawla in kuntum ghayra madeeneena
    Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize
  87. تَرۡجِعُونَهَآ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
    TarjiAAoonaha in kuntum sadiqeena
    Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize
  88. فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ
    Faamma in kana mina almuqarrabeena
    Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur
  89. فَرَوۡحٞ وَرَيۡحَانٞ وَجَنَّتُ نَعِيمٖ
    Farawhun warayhanun wajannatu naAAeemin
    Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur
  90. وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ
    Waamma in kana min ashabi alyameeni
    Eğer defteri sağdan verilenlerden ise
  91. فَسَلَٰمٞ لَّكَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ
    Fasalamun laka min ashabi alyameeni
    Ey sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir
  92. وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ
    Waamma in kana mina almukaththibeena alddalleena
    Eğer, sapık yalancılardan ise
  93. فَنُزُلٞ مِّنۡ حَمِيمٖ
    Fanuzulun min hameemin
    Ona kaynar sudan konukluk sunulur
  94. وَتَصۡلِيَةُ جَحِيمٍ
    Watasliyatu jaheemin
    Cehenneme sokulur
  95. إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلۡيَقِينِ
    Inna hatha lahuwa haqqu alyaqeeni
    Doğrusu kesin gerçek budur
  96. فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ
    Fasabbih biismi rabbika alAAatheemi
    Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et