QuRan 37 الصافات
As-Saffat Sâffât meccan total:182
- وَٱلصَّـٰٓفَّـٰتِ صَفّٗا
Waalssaffati saffan
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir - فَٱلزَّـٰجِرَٰتِ زَجۡرٗا
Faalzzajirati zajran
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir - فَٱلتَّـٰلِيَٰتِ ذِكۡرًا
Faalttaliyati thikran
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir - إِنَّ إِلَٰهَكُمۡ لَوَٰحِدٞ
Inna ilahakum lawahidun
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir - رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا وَرَبُّ ٱلۡمَشَٰرِقِ
Rabbu alssamawati waalardi wama baynahuma warabbu almashariqi
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir - إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنۡيَا بِزِينَةٍ ٱلۡكَوَاكِبِ
Inna zayyanna alssamaa alddunya bizeenatin alkawakibi
Şüphesiz Biz, yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik - وَحِفۡظٗا مِّن كُلِّ شَيۡطَٰنٖ مَّارِدٖ
Wahifthan min kulli shaytanin maridin
Onu, inatçı her türlü şeytandan koruduk - لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلۡمَلَإِ ٱلۡأَعۡلَىٰ وَيُقۡذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٖ
La yassammaAAoona ila almalai alaAAla wayuqthafoona min kulli janibin
Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır - دُحُورٗاۖ وَلَهُمۡ عَذَابٞ وَاصِبٌ
Duhooran walahum AAathabun wasibun
Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır - إِلَّا مَنۡ خَطِفَ ٱلۡخَطۡفَةَ فَأَتۡبَعَهُۥ شِهَابٞ ثَاقِبٞ
Illa man khatifa alkhatfata faatbaAAahu shihabun thaqibun
Hele bir tek söz kapan olsun; delici bir alev onun peşine düşüverir - فَٱسۡتَفۡتِهِمۡ أَهُمۡ أَشَدُّ خَلۡقًا أَم مَّنۡ خَلَقۡنَآۚ إِنَّا خَلَقۡنَٰهُم مِّن طِينٖ لَّازِبِۭ
Faistaftihim ahum ashaddu khalqan am man khalaqna inna khalaqnahum min teenin lazibin
Allah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır - بَلۡ عَجِبۡتَ وَيَسۡخَرُونَ
Bal AAajibta wayaskharoona
Evet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar - وَإِذَا ذُكِّرُواْ لَا يَذۡكُرُونَ
Waitha thukkiroo la yathkuroona
Onlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler - وَإِذَا رَأَوۡاْ ءَايَةٗ يَسۡتَسۡخِرُونَ
Waitha raaw ayatan yastaskhiroona
Bir mucize gördüklerinde onu eğlenceye alırlar - وَقَالُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرٞ مُّبِينٌ
Waqaloo in hatha illa sihrun mubeenun
Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler - أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابٗا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ
Aitha mitna wakunna turaban waAAithaman ainna lamabAAoothoona
Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler - أَوَءَابَآؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ
Awaabaona alawwaloona
Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler - قُلۡ نَعَمۡ وَأَنتُمۡ دَٰخِرُونَ
Qul naAAam waantum dakhiroona
De ki: "Evet hem de zelil ve hakir olarak - فَإِنَّمَا هِيَ زَجۡرَةٞ وَٰحِدَةٞ فَإِذَا هُمۡ يَنظُرُونَ
Fainnama hiya zajratun wahidatun faitha hum yanthuroona
Tek bir çığlık. Hemen bakıp kalırlar - وَقَالُواْ يَٰوَيۡلَنَا هَٰذَا يَوۡمُ ٱلدِّينِ
Waqaloo ya waylana hatha yawmu alddeeni
Şöyle derler: "Vay bize! İşte bu ceza günüdür - هَٰذَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
Hatha yawmu alfasli allathee kuntum bihi tukaththiboona
Onlara: "İşte bu, yalanladığınız hüküm günüdür" denir - ۞ٱحۡشُرُواْ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ وَأَزۡوَٰجَهُمۡ وَمَا كَانُواْ يَعۡبُدُونَ
Ohshuroo allatheena thalamoo waazwajahum wama kanoo yaAAbudoona
İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun - مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهۡدُوهُمۡ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلۡجَحِيمِ
Min dooni Allahi faihdoohum ila sirati aljaheemi
İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun - وَقِفُوهُمۡۖ إِنَّهُم مَّسۡـُٔولُونَ
Waqifoohum innahum masooloona
Onları durdurun; çünkü kendilerinden daha da sorulacaktır - مَا لَكُمۡ لَا تَنَاصَرُونَ
Ma lakum la tanasaroona
Şöyle sorulur: "Size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz - بَلۡ هُمُ ٱلۡيَوۡمَ مُسۡتَسۡلِمُونَ
Bal humu alyawma mustaslimoona
Hayır; bugün onların hepsi teslim olmuşlardır - وَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖ يَتَسَآءَلُونَ
Waaqbala baAAduhum AAala baAAdin yatasaaloona
Birbirlerine dönüp soruşurlar - قَالُوٓاْ إِنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَأۡتُونَنَا عَنِ ٱلۡيَمِينِ
Qaloo innakum kuntum tatoonana AAani alyameeni
İleri gelenlerine: "Doğrusu siz bize sureti hakdan görünürdünüz" derler - قَالُواْ بَل لَّمۡ تَكُونُواْ مُؤۡمِنِينَ
Qaloo bal lam takoonoo mumineena
Onlar da şöyle derler: "Hayır; siz inanmış kimseler değildiniz - وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيۡكُم مِّن سُلۡطَٰنِۭۖ بَلۡ كُنتُمۡ قَوۡمٗا طَٰغِينَ
Wama kana lana AAalaykum min sultanin bal kuntum qawman tagheena
Bizim sizin üstünüzde bir nüfuzumuz yoktu. Bilakis, azmış bir millettiniz - فَحَقَّ عَلَيۡنَا قَوۡلُ رَبِّنَآۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ
Fahaqqa AAalayna qawlu rabbina inna lathaiqoona
Bu sebeple, Rabbimizin sözü aleyhimizde gerçekleşti. şüphesiz azabı tadacağız - فَأَغۡوَيۡنَٰكُمۡ إِنَّا كُنَّا غَٰوِينَ
Faaghwaynakum inna kunna ghaweena
Sizi biz azdırmıştık, çünkü kendimiz azgındık - فَإِنَّهُمۡ يَوۡمَئِذٖ فِي ٱلۡعَذَابِ مُشۡتَرِكُونَ
Fainnahum yawmaithin fee alAAathabi mushtarikoona
O gün hepsi azabda birleşirler - إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِينَ
Inna kathalika nafAAalu bialmujrimeena
Doğrusu suçlulara böyle yaparız - إِنَّهُمۡ كَانُوٓاْ إِذَا قِيلَ لَهُمۡ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسۡتَكۡبِرُونَ
Innahum kanoo itha qeela lahum la ilaha illa Allahu yastakbiroona
Onlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur" denildiği zaman şüphesiz büyüklenirler - وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓاْ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرٖ مَّجۡنُونِۭ
Wayaqooloona ainna latarikoo alihatina lishaAAirin majnoonin
Deli bir şair yüzünden tanrılarımızı mı bırakalım?" derlerdi - بَلۡ جَآءَ بِٱلۡحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
Bal jaa bialhaqqi wasaddaqa almursaleena
Hayır; o, gerçeği getirmiş ve peygamberleri doğrulamıştı - إِنَّكُمۡ لَذَآئِقُواْ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡأَلِيمِ
Innakum lathaiqoo alAAathabi alaleemi
Şüphesiz siz can yakıcı azabı tadacaksınız - وَمَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
Wama tujzawna illa ma kuntum taAAmaloona
Yaptığınızdan başka birşeyle cezalanmayacaksınız - إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ
Illa AAibada Allahi almukhlaseena
Ancak Allah'a içten bağlı kullar bunun dışındadır - أُوْلَـٰٓئِكَ لَهُمۡ رِزۡقٞ مَّعۡلُومٞ
Olaika lahum rizqun maAAloomun
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur - فَوَٰكِهُ وَهُم مُّكۡرَمُونَ
Fawakihu wahum mukramoona
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur - فِي جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ
Fee jannati alnnaAAeemi
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur - عَلَىٰ سُرُرٖ مُّتَقَٰبِلِينَ
AAala sururin mutaqabileena
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur - يُطَافُ عَلَيۡهِم بِكَأۡسٖ مِّن مَّعِينِۭ
Yutafu AAalayhim bikasin min maAAeenin
Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur - بَيۡضَآءَ لَذَّةٖ لِّلشَّـٰرِبِينَ
Baydaa laththatin lilshsharibeena
Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur - لَا فِيهَا غَوۡلٞ وَلَا هُمۡ عَنۡهَا يُنزَفُونَ
La feeha ghawlun wala hum AAanha yunzafoona
Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur - وَعِندَهُمۡ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرۡفِ عِينٞ
WaAAindahum qasiratu alttarfi AAeenun
Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır - كَأَنَّهُنَّ بَيۡضٞ مَّكۡنُونٞ
Kaannahunna baydun maknoonun
Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır - فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖ يَتَسَآءَلُونَ
Faaqbala baAAduhum AAala baAAdin yatasaaloona
Birbirlerine dönüp sorarlar - قَالَ قَآئِلٞ مِّنۡهُمۡ إِنِّي كَانَ لِي قَرِينٞ
Qala qailun minhum innee kana lee qareenun
İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi - يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُصَدِّقِينَ
Yaqoolu ainnaka lamina almusaddiqeena
İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi - أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابٗا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ
Aitha mitna wakunna turaban waAAithaman ainna lamadeenoona
İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi - قَالَ هَلۡ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ
Qala hal antum muttaliAAoona
Yanındakilere: "Siz onu bilir misiniz?" der - فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِي سَوَآءِ ٱلۡجَحِيمِ
FaittalaAAa faraahu fee sawai aljaheemi
Bir bakar onu cehennemin ortasında görür - قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرۡدِينِ
Qala taAllahi in kidta laturdeeni
Ona der ki: "Allah'a and olsun ki, az kalsın beni de mahvedecektin - وَلَوۡلَا نِعۡمَةُ رَبِّي لَكُنتُ مِنَ ٱلۡمُحۡضَرِينَ
Walawla niAAmatu rabbee lakuntu mina almuhdareena
Eğer Rabbimin lütfu olmasaydı ben de oraya götürülenlerden olurdum - أَفَمَا نَحۡنُ بِمَيِّتِينَ
Afama nahnu bimayyiteena
Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha - إِلَّا مَوۡتَتَنَا ٱلۡأُولَىٰ وَمَا نَحۡنُ بِمُعَذَّبِينَ
Illa mawtatana aloola wama nahnu bimuAAaththabeena
Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha - إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ
Inna hatha lahuwa alfawzu alAAatheemu
İşte büyük kurtuluş şüphesiz budur - لِمِثۡلِ هَٰذَا فَلۡيَعۡمَلِ ٱلۡعَٰمِلُونَ
Limithli hatha falyaAAmali alAAamiloona
Çalışanlar bunun için çalışsın - أَذَٰلِكَ خَيۡرٞ نُّزُلًا أَمۡ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ
Athalika khayrun nuzulan am shajaratu alzzaqqoomi
Konukluk olarak bu mu iyidir, yoksa zakkum ağacı mı - إِنَّا جَعَلۡنَٰهَا فِتۡنَةٗ لِّلظَّـٰلِمِينَ
Inna jaAAalnaha fitnatan lilththalimeena
Biz o ağacı, zalimler için bir dert yaptık - إِنَّهَا شَجَرَةٞ تَخۡرُجُ فِيٓ أَصۡلِ ٱلۡجَحِيمِ
Innaha shajaratun takhruju fee asli aljaheemi
O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır - طَلۡعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ
TalAAuha kaannahu ruoosu alshshayateeni
Tomurcukları şeytan başı gibidir - فَإِنَّهُمۡ لَأٓكِلُونَ مِنۡهَا فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ
Fainnahum laakiloona minha famalioona minha albutoona
İşte cehennemlikler bundan yerler, karınlarını onunla doldururlar - ثُمَّ إِنَّ لَهُمۡ عَلَيۡهَا لَشَوۡبٗا مِّنۡ حَمِيمٖ
Thumma inna lahum AAalayha lashawban min hameemin
Sonra, üzerine kaynar su katılmış içki şüphesiz onlar içindir - ثُمَّ إِنَّ مَرۡجِعَهُمۡ لَإِلَى ٱلۡجَحِيمِ
Thumma inna marjiAAahum laila aljaheemi
Doğrusu sonra dönecekleri yer yine cehennemdir - إِنَّهُمۡ أَلۡفَوۡاْ ءَابَآءَهُمۡ ضَآلِّينَ
Innahum alfaw abaahum dalleena
Onlar babalarını şüphesiz sapık kimseler olarak bulmuşlardı - فَهُمۡ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمۡ يُهۡرَعُونَ
Fahum AAala atharihim yuhraAAoona
Öyleyken yine de onların izlerinden kovalanırcasına koşturuyorlardı - وَلَقَدۡ ضَلَّ قَبۡلَهُمۡ أَكۡثَرُ ٱلۡأَوَّلِينَ
Walaqad dalla qablahum aktharu alawwaleena
Onlardan önce, evvelki ümmetlerin çoğu, and olsun ki sapıtmıştı - وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ
Walaqad arsalna feehim munthireena
And olsun ki, içlerine uyarıcılar göndermiştik - فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُنذَرِينَ
Faonthur kayfa kana AAaqibatu almunthareena
Uyarıldığı halde yola gelmeyenlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak - إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ
Illa AAibada Allahi almukhlaseena
Allah'ın, O'na içten bağlanan kulları bunun dışındadır - وَلَقَدۡ نَادَىٰنَا نُوحٞ فَلَنِعۡمَ ٱلۡمُجِيبُونَ
Walaqad nadana noohun falaniAAma almujeeboona
And olsun ki, Nuh Bize seslenmişti de duasına ne güzel icabet etmiştik - وَنَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥ مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ
Wanajjaynahu waahlahu mina alkarbi alAAatheemi
Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık - وَجَعَلۡنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلۡبَاقِينَ
WajaAAalna thurriyyatahu humu albaqeena
Ancak onun soyunu sürekli kıldık - وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ
Watarakna AAalayhi fee alakhireena
Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık - سَلَٰمٌ عَلَىٰ نُوحٖ فِي ٱلۡعَٰلَمِينَ
Salamun AAala noohin fee alAAalameena
Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık - إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ
Inna kathalika najzee almuhsineena
İşte Biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız - إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
Innahu min AAibadina almumineena
Doğrusu o, bizim inanmış kullarımızdandı - ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ
Thumma aghraqna alakhareena
Sonra, diğerlerini suda boğduk - ۞وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبۡرَٰهِيمَ
Wainna min sheeAAatihi laibraheema
İbrahim de şüphesiz O'nun yolunda olanlardandı - إِذۡ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلۡبٖ سَلِيمٍ
Ith jaa rabbahu biqalbin saleemin
Nitekim Rabbine temiz bir kalple geldi - إِذۡ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوۡمِهِۦ مَاذَا تَعۡبُدُونَ
Ith qala liabeehi waqawmihi matha taAAbudoona
İbrahim babasına ve milletine şöyle demişti: "Nelere kulluk ediyorsunuz - أَئِفۡكًا ءَالِهَةٗ دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ
Aifkan alihatan doona Allahi tureedoona
Allah'ı bırakıp uydurma tanrılar mı istiyorsunuz - فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
Fama thannukum birabbi alAAalameena
Alemlerin Rabbi hakkındaki sanınız nedir - فَنَظَرَ نَظۡرَةٗ فِي ٱلنُّجُومِ
Fanathara nathratan fee alnnujoomi
İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi - فَقَالَ إِنِّي سَقِيمٞ
Faqala innee saqeemun
İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi - فَتَوَلَّوۡاْ عَنۡهُ مُدۡبِرِينَ
Fatawallaw AAanhu mudbireena
Onu bırakıp gittiler - فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمۡ فَقَالَ أَلَا تَأۡكُلُونَ
Faragha ila alihatihim faqala ala takuloona
O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi - مَا لَكُمۡ لَا تَنطِقُونَ
Ma lakum la tantiqoona
O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi - فَرَاغَ عَلَيۡهِمۡ ضَرۡبَۢا بِٱلۡيَمِينِ
Faragha AAalayhim darban bialyameeni
Sonunda, üzerlerine yürüyüp kuvvetle vurdu - فَأَقۡبَلُوٓاْ إِلَيۡهِ يَزِفُّونَ
Faaqbaloo ilayhi yaziffoona
Bunun üzerine putperestler koşarak ona geldiler - قَالَ أَتَعۡبُدُونَ مَا تَنۡحِتُونَ
Qala ataAAbudoona ma tanhitoona
İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır - وَٱللَّهُ خَلَقَكُمۡ وَمَا تَعۡمَلُونَ
WaAllahu khalaqakum wama taAAmaloona
İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır - قَالُواْ ٱبۡنُواْ لَهُۥ بُنۡيَٰنٗا فَأَلۡقُوهُ فِي ٱلۡجَحِيمِ
Qaloo ibnoo lahu bunyanan faalqoohu fee aljaheemi
Putperestler: "Onun için bir yapı yapın da onu oradan ateşin içine atın" dediler - فَأَرَادُواْ بِهِۦ كَيۡدٗا فَجَعَلۡنَٰهُمُ ٱلۡأَسۡفَلِينَ
Faaradoo bihi kaydan fajaAAalnahumu alasfaleena
Ona düzen kurmak istediler, ama Biz onları altettik - وَقَالَ إِنِّي ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّي سَيَهۡدِينِ
Waqala innee thahibun ila rabbee sayahdeeni
İbrahim: "Doğrusu ben Rabbim uğrunda sizi bırakıp gidiyorum; O beni doğru yola eriştirir" dedi - رَبِّ هَبۡ لِي مِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ
Rabbi hab lee mina alssaliheena
Rabbim! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver" diye yalvardı - فَبَشَّرۡنَٰهُ بِغُلَٰمٍ حَلِيمٖ
Fabashsharnahu bighulamin haleemin
Biz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik - فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعۡيَ قَالَ يَٰبُنَيَّ إِنِّيٓ أَرَىٰ فِي ٱلۡمَنَامِ أَنِّيٓ أَذۡبَحُكَ فَٱنظُرۡ مَاذَا تَرَىٰۚ قَالَ يَـٰٓأَبَتِ ٱفۡعَلۡ مَا تُؤۡمَرُۖ سَتَجِدُنِيٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّـٰبِرِينَ
Falamma balagha maAAahu alssaAAya qala ya bunayya innee ara fee almanami annee athbahuka faonthur matha tara qala ya abati ifAAal ma tumaru satajidunee in shaa Allahu mina alssabireena
Çocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. "Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin" dedi - فَلَمَّآ أَسۡلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلۡجَبِينِ
Falamma aslama watallahu liljabeeni
Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik - وَنَٰدَيۡنَٰهُ أَن يَـٰٓإِبۡرَٰهِيمُ
Wanadaynahu an ya ibraheemu
Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik - قَدۡ صَدَّقۡتَ ٱلرُّءۡيَآۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ
Qad saddaqta alrruya inna kathalika najzee almuhsineena
Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik - إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلۡبَلَـٰٓؤُاْ ٱلۡمُبِينُ
Inna hatha lahuwa albalao almubeenu
Doğrusu bu apaçık bir deneme idi - وَفَدَيۡنَٰهُ بِذِبۡحٍ عَظِيمٖ
Wafadaynahu bithibhin AAatheemin
Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik - وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ
Watarakna AAalayhi fee alakhireena
Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık - سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِبۡرَٰهِيمَ
Salamun AAala ibraheema
Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık - كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ
Kathalika najzee almuhsineena
İşte iyileri böylece mükafatlandırırız - إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
Innahu min AAibadina almumineena
Doğrusu o, inanmış kullarımızdandı - وَبَشَّرۡنَٰهُ بِإِسۡحَٰقَ نَبِيّٗا مِّنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ
Wabashsharnahu biishaqa nabiyyan mina alssaliheena
Ona, iyilerden olan İshak'ı peygamber olarak müjdeledik - وَبَٰرَكۡنَا عَلَيۡهِ وَعَلَىٰٓ إِسۡحَٰقَۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحۡسِنٞ وَظَالِمٞ لِّنَفۡسِهِۦ مُبِينٞ
Wabarakna AAalayhi waAAala ishaqa wamin thurriyyatihima muhsinun wathalimun linafsihi mubeenun
Kendisini ve İshak'ı mübarek kıldık; ikisinin soyundan iyi olan da vardır, açıktan açığa kendisine yazık eden de vardır - وَلَقَدۡ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ
Walaqad mananna AAala moosa waharoona
And olsun ki Musa ve Harun'a da iyilikte bulunmuştuk - وَنَجَّيۡنَٰهُمَا وَقَوۡمَهُمَا مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ
Wanajjaynahuma waqawmahuma mina alkarbi alAAatheemi
İkisini ve milletlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık - وَنَصَرۡنَٰهُمۡ فَكَانُواْ هُمُ ٱلۡغَٰلِبِينَ
Wanasarnahum fakanoo humu alghalibeena
Onlara yardım etmiştik de üstün gelmişlerdi - وَءَاتَيۡنَٰهُمَا ٱلۡكِتَٰبَ ٱلۡمُسۡتَبِينَ
Waataynahuma alkitaba almustabeena
Her ikisine de, apaçık anlaşılan bir Kitap vermiştik - وَهَدَيۡنَٰهُمَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلۡمُسۡتَقِيمَ
Wahadaynahuma alssirata almustaqeema
Her ikisini de doğru yola eriştirmiştik - وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِمَا فِي ٱلۡأٓخِرِينَ
Watarakna AAalayhima fee alakhireena
Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık - سَلَٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ
Salamun AAala moosa waharoona
Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık - إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ
Inna kathalika najzee almuhsineena
Doğrusu Biz, iyileri böylece mükafatlandırırız - إِنَّهُمَا مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
Innahuma min AAibadina almumineena
İkisi de şüphesiz inanmış kullarımızdandı - وَإِنَّ إِلۡيَاسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
Wainna ilyasa lamina almursaleena
Doğrusu İlyas da peygamberlerdendir - إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ
Ith qala liqawmihi ala tattaqoona
Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti - أَتَدۡعُونَ بَعۡلٗا وَتَذَرُونَ أَحۡسَنَ ٱلۡخَٰلِقِينَ
AtadAAoona baAAlan watatharoona ahsana alkhaliqeena
Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti - ٱللَّهَ رَبَّكُمۡ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ
Allaha rabbakum warabba abaikumu alawwaleena
Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti - فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ
Fakaththaboohu fainnahum lamuhdaroona
Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi - إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ
Illa AAibada Allahi almukhlaseena
Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi - وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ
Watarakna AAalayhi fee alakhireena
Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık - سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِلۡ يَاسِينَ
Salamun AAala il yaseena
Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık - إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ
Inna kathalika najzee almuhsineena
Doğrusu Biz iyileri böylece mükafatlandırırız - إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ
Innahu min AAibadina almumineena
O, inanmış kullarımızdandı - وَإِنَّ لُوطٗا لَّمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
Wainna lootan lamina almursaleena
Şüphesiz Lut da peygamberlerdendir - إِذۡ نَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ
Ith najjaynahu waahlahu ajmaAAeena
Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık - إِلَّا عَجُوزٗا فِي ٱلۡغَٰبِرِينَ
Illa AAajoozan fee alghabireena
Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık - ثُمَّ دَمَّرۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ
Thumma dammarna alakhareena
Sonra diğerlerini yok etmiştik - وَإِنَّكُمۡ لَتَمُرُّونَ عَلَيۡهِم مُّصۡبِحِينَ
Wainnakum latamurroona AAalayhim musbiheena
Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz - وَبِٱلَّيۡلِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ
Wabiallayli afala taAAqiloona
Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz - وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ
Wainna yoonusa lamina almursaleena
Doğrusu Yunus da peygamberlerdendir - إِذۡ أَبَقَ إِلَى ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ
Ith abaqa ila alfulki almashhooni
Dolu bir gemiye kaçmıştı - فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلۡمُدۡحَضِينَ
Fasahama fakana mina almudhadeena
Gemide olanlarla karşılıklı kura çekmişti de yenilenlerden olmuştu, bu sebeple denize atılmıştı - فَٱلۡتَقَمَهُ ٱلۡحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٞ
Failtaqamahu alhootu wahuwa muleemun
Kendini kınarken onu bir balık yutmuştu - فَلَوۡلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلۡمُسَبِّحِينَ
Falawla annahu kana mina almusabbiheena
Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı - لَلَبِثَ فِي بَطۡنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ
Lalabitha fee batnihi ila yawmi yubAAathoona
Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı - ۞فَنَبَذۡنَٰهُ بِٱلۡعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٞ
Fanabathnahu bialAAarai wahuwa saqeemun
Halsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık - وَأَنۢبَتۡنَا عَلَيۡهِ شَجَرَةٗ مِّن يَقۡطِينٖ
Waanbatna AAalayhi shajaratan min yaqteenin
Onun için, geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik - وَأَرۡسَلۡنَٰهُ إِلَىٰ مِاْئَةِ أَلۡفٍ أَوۡ يَزِيدُونَ
Waarsalnahu ila miati alfin aw yazeedoona
Onu, yüzbin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik - فَـَٔامَنُواْ فَمَتَّعۡنَٰهُمۡ إِلَىٰ حِينٖ
Faamanoo famattaAAnahum ila heenin
Sonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik - فَٱسۡتَفۡتِهِمۡ أَلِرَبِّكَ ٱلۡبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلۡبَنُونَ
Faistaftihim alirabbika albanatu walahumu albanoona
Putperestlere sor, kızlar senin Rabbinin de erkekler onların mı - أَمۡ خَلَقۡنَا ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةَ إِنَٰثٗا وَهُمۡ شَٰهِدُونَ
Am khalaqna almalaikata inathan wahum shahidoona
Yoksa melekleri kız olarak yarattığımızda onlar hazır mı idiler - أَلَآ إِنَّهُم مِّنۡ إِفۡكِهِمۡ لَيَقُولُونَ
Ala innahum min ifkihim layaqooloona
Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar - وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ
Walada Allahu wainnahum lakathiboona
Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar - أَصۡطَفَى ٱلۡبَنَاتِ عَلَى ٱلۡبَنِينَ
Astafa albanati AAala albaneena
Allah kızları, oğullara tercih mi etmiş - مَا لَكُمۡ كَيۡفَ تَحۡكُمُونَ
Ma lakum kayfa tahkumoona
Ne oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz - أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
Afala tathakkaroona
Hiç düşünmez misiniz - أَمۡ لَكُمۡ سُلۡطَٰنٞ مُّبِينٞ
Am lakum sultanun mubeenun
Yoksa apaçık bir deliliniz mi var - فَأۡتُواْ بِكِتَٰبِكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
Fatoo bikitabikum in kuntum sadiqeena
Doğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getirin bakalım - وَجَعَلُواْ بَيۡنَهُۥ وَبَيۡنَ ٱلۡجِنَّةِ نَسَبٗاۚ وَلَقَدۡ عَلِمَتِ ٱلۡجِنَّةُ إِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ
WajaAAaloo baynahu wabayna aljinnati nasaban walaqad AAalimati aljinnatu innahum lamuhdaroona
Allah'la cinler (melekler) arasında da bir soy bağı icadettiler. And olsun ki, cinler de, kendilerinin (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler - سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ
Subhana Allahi AAamma yasifoona
Allah onların vasıflandırmalarından münezzehtir - إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ
Illa AAibada Allahi almukhlaseena
Allah'ın içten bağlı kulları bunların dışındadır - فَإِنَّكُمۡ وَمَا تَعۡبُدُونَ
Fainnakum wama taAAbudoona
Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz - مَآ أَنتُمۡ عَلَيۡهِ بِفَٰتِنِينَ
Ma antum AAalayhi bifatineena
Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz - إِلَّا مَنۡ هُوَ صَالِ ٱلۡجَحِيمِ
Illa man huwa sali aljaheemi
Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz - وَمَامِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامٞ مَّعۡلُومٞ
Wama minna illa lahu maqamun maAAloomun
Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz - وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلصَّآفُّونَ
Wainna lanahnu alssaffoona
Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz - وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلۡمُسَبِّحُونَ
Wainna lanahnu almusabbihoona
Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz - وَإِن كَانُواْ لَيَقُولُونَ
Wain kanoo layaqooloona
Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi - لَوۡ أَنَّ عِندَنَا ذِكۡرٗا مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ
Law anna AAindana thikran mina alawwaleena
Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi - لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ
Lakunna AAibada Allahi almukhlaseena
Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi - فَكَفَرُواْ بِهِۦۖ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ
Fakafaroo bihi fasawfa yaAAlamoona
Böyleyken O'nu inkar ettiler. Ama bileceklerdir - وَلَقَدۡ سَبَقَتۡ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلۡمُرۡسَلِينَ
Walaqad sabaqat kalimatuna liAAibadina almursaleena
And olsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir - إِنَّهُمۡ لَهُمُ ٱلۡمَنصُورُونَ
Innahum lahumu almansooroona
Onlar şüphesiz yardım göreceklerdir - وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلۡغَٰلِبُونَ
Wainna jundana lahumu alghaliboona
Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir - فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِينٖ
Fatawalla AAanhum hatta heenin
Bir süreye kadar onlara aldırış etme - وَأَبۡصِرۡهُمۡ فَسَوۡفَ يُبۡصِرُونَ
Waabsirhum fasawfa yubsiroona
Onlara inecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir - أَفَبِعَذَابِنَا يَسۡتَعۡجِلُونَ
AfabiAAathabina yastaAAjiloona
Azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar - فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمۡ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلۡمُنذَرِينَ
Faitha nazala bisahatihim fasaa sabahu almunthareena
O azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur - وَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِينٖ
Watawalla AAanhum hatta heenin
Bir süreye kadar onlardan yüz çevir - وَأَبۡصِرۡ فَسَوۡفَ يُبۡصِرُونَ
Waabsir fasawfa yubsiroona
İnecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir - سُبۡحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلۡعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ
Subhana rabbika rabbi alAAizzati AAamma yasifoona
Senin güçlü olan Rabbin, onların vasıflandırmalarından münezzehtir - وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلۡمُرۡسَلِينَ
Wasalamun AAala almursaleena
Ve selam, peygamberleredir - وَٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
Waalhamdu lillahi rabbi alAAalameena
Hamd de Alemlerin Rabbi Allah'adır